Ahmet Özer-Turan Sineması’ndan Meydan’da Asılan Adama
Turan Sineması’ndan Meydan’da Asılan Adama
Ahmet Özer
“Trabzon’da 1912 senesinde belediye arsası üzerine hususi bir şirket tarafından yaptırılan ve sonra belediyeye terk edilen, içinde temsil de verilebilir bir sinema binası vardır.”
Alıntıyı Refik Ahmet Sevengil’in “Yakın Çağlarda Türk Tiyatrosu” adlı iki ciltlik yapıtın ikinci cildinin “Anadolu’da Tiyatro” başlıklı bölümünün 90. sayfasından aldım.
1934 yılında yayımlanan bu yapıtta; Anadolu’daki tiyatro binaları üzerine ayrıntılı bilgi verilir. Yapıtta; Bursa, Ankara, Çarşamba, Kastamonu, Ödemiş, Zonguldak, Tire, Düzce, Urfa, Konya, Manisa, Yozgat, Gaziantep, Fethiye, Kula, Sungurlu, Milas, İzmir, Edremit ve Denizli’nin sinema-tiyatro gösterimi sunulan özgün yapılarının fotoğrafları yer alır. Bu fotoğraflara eklenen ilerinin “Turan (Yıldız) Sineması”nın alt yazısını okuyoruz: “Trabzon Tiyatrosu”
Nerde bu bina, diye soranlar olabilir.
Trabzon Belediyesi ile Meydan Parkı arasında yer alan bina, özgün bir mimariye sahipti. Sahil yolunun olmadığı dönemlerde Bayburt’tan, Erzurum’dan gelen ot yüklü kamyonlar, sinema ile belediye arasından zorlukla geçerlerdi. 16 Nisan 1958 günü yıkımına başlanan bu tarihsel bina, 15 günde tümüyle ortadan kaldırılır. Yıkılmasının yankıları o günkü yerel basından öğrenilebilir.
Başlangıçta “Turan Sineması” adıyla hizmet veren bu kuruluşun adı daha sonra “Yıldız Sineması” olur. Sevgili Arslan Pulathaneli’yle yaptığımız çalışmalarda, buranın bir tiyatro-opera binası olarak yapıldığına dair not düşmüştük. “Birinci Dünya Savaşı’nın bitiminde, Azerbaycılılardan Kafkas Başbuğu Michael ile Halil Paşa ortaklığında sinema olarak işletildiği”ni aktarmıştı Pulathaneli.
Gazi Mustafa Kemal Paşa’nın 15 Eylül 1924 tarihinde eşi Latife Hanım’ın yanı sıra milletvekili ve bürokratların da yer aldığı Hamidiye Savaş Gemisi ile ilk kez Trabzon’u onurlandırması, bir yaşındaki Cumhuriyetin saygın gösterisine dönüşür. Mustafa Kemal Paşa, o günlerde bu binada eşi Latife Hanım’la bir özgün oyun izlerler: Dört Cihar.
Bina, 1912’den 1958’e kentin tarihsel kimliğine sonsuz bir güzellik katar.
Trabzon Lisesi’nin orta kısmında öğrenim görürken orada izlediğim Hint yapımı bir filmi hiç unutamıyorum: Avare. Bu, yönetmen-oyuncu Raj Kapoor’un başrolünü oynadığı bir müzikaldi. Film, gösteriminin ardından çoğumuza “Avaremu” şarkısını armağan etmişti.
Bu mimari bina, artık kartpostallarda, değişik albümlerde kaldı. Çoğu kişinin “opera binası” olarak yapıldığını ileri sürdüğü, kente atanan valilere bu doğrultuda bilgi verildiği yapıtla ilgili doğru ve ayrıntılı bir bilgiye gereksinimiz yok mu?
KTÜ’nün 46. yıla ulaşan Mimarlık Fakültesi’nin bir akademisyeninin bu yapı için kafa yorduğunu bilen var mı?
“Yıldız Sineması olarak belleğimize kazınan bu yapının kuzeyindeki alanda unutamadığım görüntülerden biri de ipte asılan bir adamdı. Of’un Keler köyünden Mehmet Özkaya, aynı ilçenin Hazarkozan köyünden Celal Kul ile oğlu Ali Kul’u kasten öldürmekten idama mahkûm edilir. Trabzon Ağır Ceza Mahkemesi ve temyiz ile TBMM’nin tasdik ettiği idam hükmü, 50 yıl önce, 30 Aralık 1959 günü sabaha karşı infaz edilir. O gün ders sonrası kimi arkadaşlarla gidip ipte asılı duran bu adamı izlemiştik. Hakimiyet gazetesi kurucusu Ömer Turan Eyuboğlu Ha-Ba(Hacı Bayram) takma adıyla bu olayı, 13 Ocak 1960 günlü gazetesinde “Hikaye-i Maslup Mehmet Özkaya” başlığında, dramatik bir biçimde değerlendirmişti.
Kentlerin tarihinin bilinmesi onların korunmasında en büyük etkendir. Tarihe vurulan her kazma, kenti bir uçuruma yuvarlamaktadır. Zaman içinde bir kentte kendine ait görüntüyü bulamayan insanın o kentli olup olmamasının bir anlamı olur mu?
* Karadeniz gazetesi, 3 Aralık 2009, Perşembe


