Ahmet Özer -28. TÜYAP İstanbul Kitap Fuarı’nda
28. TÜYAP İstanbul Kitap Fuarı’nda
Sonbahar doğayı soldurup kışın soğuk günlerini sırada bekletirken, kültür-sanat alanında boy veren güzellikler de çoğu insana yaşama sevinci kazandırıyor.
İstanbul’da her yıl düzenlenen kitap fuarı, kendine özgü yapısıyla bu güzelliğin bir ucundan tutuyor. Her fuar ortamı, yaşanan coşkuyu bir sonrakine bırakırken, yayın dünyası da pek çok yapıtla daha da zenginleşiyor.
Yurdun dört bir yanından onca zahmete katlanarak fuara katılanların yaşadığı coşku, bu yıl da görülmeye değerdi.
8-9 Kasım günleri, şair-çevirmen Cevat Çapan’ın onur konuğu olduğu fuardaydım.
Fuarın değişik mekânlarında etkinlikler sürerken, çoğu yayınevi, bu günler için hazırladığı yeni yayınları, meraklı okurlara sunmanın yarışındaydı.
Kitap sevdalıları, yeni yayınlarla buluşmanın sevincini yaşarken pek çok kişi, yıllardır görmediği bir dostunu kucaklamanın özlemini gideriyordu.
Heyamola Yayınları yönetmeni Ömer Asan, kentlerle ilgili kitap yayımına ek olarak bu yıl düzenlediği “İstanbul’um Kitap Dizisi”nde, “Kırk Semt, Kırk Kitap Kırk Yazar”ın birlikteliğinde, İstanbul’un yazınsal haritasını çıkarırcasına özgün bir kültür hizmeti sundu okurlara.
Kıyı Kültür Sanat Dergisi, şair Ali Mustafa’nın büyük gayreti ve sonsuz coşkusuyla Nevzat Üstün’ü kapak yapan sayısıyla öne çıkarak Heyamola Yayınları’nın bir kıyıcığından selamladı sevenlerini. Heyamola Yayınları’nda “Fındıkzade” kitabıyla yer alan Öner Ciravoğlu, Nasrettin Hoca konusunda uzman olan Dr. Mustafa Duman, 68 Kuşağının eylemlerinde yer almış Rahmi Aydın’la özlem giderdik. Sennur Sezer ile Adnan Özyalçıner’i, yaşama iyimser pencereler açan iki sanatçı olarak selamladım. Güngör Gençay’
Fuarda yeni bir yayınevinin varlığıyla mutlu olduk. Yönetmen Fedai Çakır’ın fedailiğinin ürünü olan Kavis Yayınları, Osman Şahin’den Öner Ciravoğlu’na, Mustafa Balel’den Feridun Andaç’a, Mark Twain’den Jack London’a pek çok yazara kucak açtı. Genç bir yazarın, Nalân Karaduman’ın ilk öykü kitabı “Şeyler Denizi” de bu yayınların bir ürünü.
Bilgi Yayınevi’nde Muzaffer İzgü’yle kucaklaştık. Turgut Özakman, rahatsızlığı nedeniyle geçen yılki gibi bu yıl da bir cam fanusun içinde imzaladı kitaplarını. Doğan Kitap’ın, Zaman, Yapı Kredi ve İş Bankası Yayınları’nın stantları görkemliydi. Kimi yazarlar yıllar önce bir başka dünyanın yazarıyken, bugün “görülen lüzum üzerine” karşı tarafın adamı olarak kitaplarına imza atıp yeni okurlarıyla buluştular!
Medyatik yazarların önünde kuyruklar oluştu. Burada alınan birçok kitabın okunacağını sanmıyorum.
Yitirdiğimiz değerlerin anısına düzenlenen etkinliklere adını yazdıranların ortalıkta gözükmemesi bir eksiklikti.
Fuarda açılan resim sergileri arka planda kalmasına karşın gerekli ilgiyi gördü. Bedri Rahmi ustamızın 100. yaşına hazırlık oluşturan sergide hem resmi hem fotoğrafı etkileyiciydi.
Fuar’ın bugünkü yeri için iyimser düşünenlere katılmıyorum. Yöneticilerin bir kez olsun otobüs kuyruğuna girip üç araç değiştirerek evlerine gittikten sonra demeç vermelerini diliyorum. Fuar’da demokrasi adına çok kültürlü bir atmosfer yaratılsa da çoğu kişinin sergilenen yayınlara ve kimi yöneticilere bakarak rahatsız edici gelişmeleri dile getirdiğine tanık olduk
29. İstanbul Kitap Fuarı’na yine gideceğiz. “İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti”ne layık bir fuar görmek hakkımız olsa gerek!
* Karadeniz gazetesi, 12 Kasım 2009, Perşembe

0 yorum yazılmıştır