ahmet özer- başkent'in sanat coğrafyasından esintiler
Başkent’in Sanat Coğrafyasından Esintiler
Aramızdan ayrılışının 31. yılında, Türk şiirinin bilge ozanı Ceyhun Atuf Kansu anısına Çağdaş Sanatlar Merkezi’nde bir anma töreni düzenlendi.
Her yıl olduğu gibi bu yıl da yarışmaya katılan kitap ve dosyalar arasından seçici kurulun belirlediği bir yapıt, Kansu ödülüne değer bulundu.
2009 Ceyhun Atuf Kansu Şiir Ödülü “Çıkrık” adlı şiir kitabıyla Süreyya Berfe’nin oldu.
26 Mart 2009 akşamı düzenlenen törende Emin Özdemir’in Kansu’ya yazdığı “yeni” mektubu okundu. Kansu’nun kızı Dr. Bahar Gökler, şair Süreyya Berfe’ye, babasının adını taşıyan ödülü verdi. Kansu ailesinden bir yetenek Engin Kansu, geceye katılanlara arp çaldı. Ödül alan Berfe, bir yandan şiirinden örnekler verirken, bir yandan da Ceyhun Atuf Kansu’nun yaşamı ve şiirinin kendi kişiliğindeki etkilerini dile getirdi.
Mustafa Şerif Onaran, Kansu’nun anılarından; bir doktor, bir şair, bir baba olarak kimliğinden yansıyan emekten yola çıkarak değerlendirmeler yaparken, Rüştü Asyalı da şairin şiirlerinden örnekler sundu.
***
Kış bahara, bahar yaza akarken; kültür-sanat etkinliklerinde büyük yoğunluk yaşıyoruz. Cuma gecesi, Bilkent Senfoni Orkestrası’nın seçkin bir topluluğa, “Eğitim Konserleri” çerçevesinde sunduğu “Kış Hülyaları” adlı etkinliğin konuklarıydık.
Işın Metin’in şeflik yaptığı orkestranın piyanisti Emre Şen’di.
27 Mart’ta, dünya insanının tiyatroyla iç içe olduğu gecede, Bilkent Konser Salonu’ndan yankılanan Rahmaninof ile Çaykovski’nin ezgileri, Ankara’nın bozkır soğuğunu aşıp gelenlere bir meltem esintisi yaşattı.
“20. yüzyılın sanatını aydınlatmış dahi bestecilerden” biri olan Sergey Rahmaninof’un “sanatının kökleri, Rus kültürünün zengin gelenekleri” ile Çaykovski’nin müzikteki emeğinden kaynaklanıyor.
Çaykovski ise “Beethoven’den sonraki dönemin en büyük senfonistlerinden” biri. Senfonileri “dramatik çelişkiler ve psikolojik derinlikler” taşıyor. Çaykovski’nin etkinlikte seslendirilen yapıtlarında yer alan “Kış Yolculuğunda Hülyalar” ile “Sisli Yurt” bölümleri, doğanın ve insanlık tarihinin pek çok olayına tanıklık eden seslerinden damıtılmış. ***
Çayyolu Cüneyt Gökçer Sahnesi’nde günlerdir Bertold Brecht’in yazdığı ünlü bilim adamı “Galilei’nin Yaşamı” adlı oyun sahneleniyor. Yıllar önce AST(Ankara Sanat Tiyatrosu)’ta izlediğim Galilei’yi, ünlü aktör Kerim Afşar canlandırmıştı. Afşar’ın oyun gücü, günümüzde Galilei’yi oynayan Tamer Levent’le bütünleşiyor.
Galileo Galilei, 16 ve 17. yüzyılın acılarını, bilim adına savaşım veren insanlara karşı kurulan tuzakları, dinle bilimin öne çıkan çatışmalarını yaşamış bir bilim adamı. Buruk bir tatla biten oyunda, sevgili öğrencim Pervin Bağdat’ı Galilei’nin kızı rolünde izlemek benim için sevindirici oldu.
***
Bir başka gece, Bilkent MSSF (Müzik ve Sahne Sanatları Fakültesi)’de Kara Harp Okulu’nun bay ve bayan öğrencilerinin sahnelediği “Bir Kültür Devrimi-Çağdaşlaşmaya Giden Yol” etkinliğini izledik. Atatürk’ün 18 yaşında bir genç olarak 13 Mart 1899’de Kara Harp Okulu’na girişinin 110. yılı onuruna düzenlenen etkinlikte, onun sözlerinin ışığında, devrimlerinin hangi zorluklarla gerçekleştirildiği anlatılırken, Ulusal Kurtuluş Savaşı’yla kazanılan bağımsızlık, yeni Türkiye’nin kurulması, çağdaşlaşma yolunda atılan adımlar da saydam gösteriyle sunuldu izleyicilere.
Cumhuriyetin başkentinin çağdaşlaşma yolunda önü kesilmek istense de güzel geleceğini hazırlayacak kültürel etkinliklerle donanan insanlarının olduğunu unutmayalım.

0 yorum yazılmıştır